Kitap
bir kitaba baslamak gibidir iliski.
ihtiyatla yaklasirsin
okurken isinirsin
sonra vazgecilmezin olur birakamazsin.
okumalar bittiginde;
sanirsin ki baska
bir kitap asla
yerini alamayacak.
yanilirsin.
satir aralari ne kadar yakinsa
cektiklerine, o kadar
yaklasirsin sirrina
kitabin.
istah acici
hep merak ettigin bir hayatim var.
hep merak edecegin.
zamaninda merakini yeterince giderdigim icin; anlatmayacagim.
elma dedin
ciktin gittin
armut dedim
bulamadim seni.
ebeyim.
yalnizliklara
gebeyim.
SIR
Hic kimseye diyemedigim var. kimselere adam akilli edemedigim sozler. ve altini cizdigim satirlar var. basladigim kitaplarda.
bitiremedigim yok.
bitiremedigim yok dostluklar arasinda.
hepsini bitirdim. okunmus olsalar da bir solukta.
ya da yarim birakilmis,
sonunu bildigim
icin. olsun. olmasin.
boyle olmasin.
bir dost bulamamak
bir ASK bulamamaktan
da kotu.
ADA
Anilar sariyorsa dort bir yanini sen artik bir ada'sin. Ada'nin yan'lari, dar'lari, ara'lari, sokak'lari var. Adresini soran yok. Baktigin kocaman gecmisin ardinda biraktigi az'lari uz'lari tuza bandirip yaralarina sarsan da, yaranin araligindan icine sizan gozu donmuslere bir cevap bulmalisin. cabucak. cabucak.
21/2/2011
cok uzun oldu
buraya yazmayali...ama yazdim burdan baska her yere...aklima, duvarlara, yollara, sabahlara. kimisi uctu gitti aklimdan, daha yazmadan. kimisi donup durdu aklimda, yazilmadan. kimisi cok agirdi unutmayi sectim. ama dondum simdilik; ve sasirdim takip edenlerime. af buyurun bana. hic kipirdamayani takip etmek; zor olsa gerek...
ben bir sekilde yasiyorum ama belki farkina varmakta gecikecegim kadar cigrindan cikmis bir durum var sakinsen sakinliginden korkmali misin bilemezsin eger biri sana hatirlatmazsa kendini bir yerde, bir yerlerde unuttugunu ki eger unutmussan kendini sana hatirlatilan kim? tanimazsin bile ki cikip gidip arayip geri alasin.nokta.
herzaman bir zaman araligina sikisiyorum. ne zaman nefesimi tutarak birseyler yapsam nefesimi enseliyor arkamdaki. enselenince nefes; geri almak zor oluyor yaptiklarimi. yapmadiklarimi bir ben biliyorum zaten. herzaman kacirmayi basarabildim "oburunden". oburu hep pesimde. ne yapmaya kalksam 'seziyor'. ensemde 'bitiyor'. bitmiyor. soyleyeceklerim.
pencereyi actim. bir sigara yaktim. yandi sanki icimdeki butun gec kalmisliklarin bir uc'u. anlamadan takip ediyor habire beni. bilmiyor nereye, neden gittigimi. anladigi tek sey takip etmek. aklini fazlasina yormuyor. cok yoruyor beni bu durum. sadece enselemek pesinde bir takipci ile yasamak. ensende hep bir enseci olmasi fena. paranoyak bir durum diyecegim. ama gercek.paranoya degil.olmadi hic. bu enseciden kacabilmek imkansiz. hayatinin vazifesi bu. ensede soluk almak.ip uclarinin pesinden gitmek. ip'e basarken; ille de ucunu aramak onun isi.ip'i boynuma dolasam; asacagim kendimi desem; e peki ucu nerde diyecek.baska derdi yok.olmadi hic. hicbir zaman. enselemek. ensede dolasmak butun derdi.ense yapmaz hic. gorev askindan.bilmem anlatabiliyor muyum? orumcek bir durum. olumcek bir durum. olumcek. olumcek. ama hiic gecmeyecek. oluncek.dahi.
pencereyi actim. bir sigara yaktim. yandi sanki icimdeki butun gec kalmisliklarin bir uc'u. anlamadan takip ediyor habire beni. bilmiyor nereye, neden gittigimi. anladigi tek sey takip etmek. aklini fazlasina yormuyor. cok yoruyor beni bu durum. sadece enselemek pesinde bir takipci ile yasamak. ensende hep bir enseci olmasi fena. paranoyak bir durum diyecegim. ama gercek.paranoya degil.olmadi hic. bu enseciden kacabilmek imkansiz. hayatinin vazifesi bu. ensede soluk almak.ip uclarinin pesinden gitmek. ip'e basarken; ille de ucunu aramak onun isi.ip'i boynuma dolasam; asacagim kendimi desem; e peki ucu nerde diyecek.baska derdi yok.olmadi hic. hicbir zaman. enselemek. ensede dolasmak butun derdi.ense yapmaz hic. gorev askindan.bilmem anlatabiliyor muyum? orumcek bir durum. olumcek bir durum. olumcek. olumcek. ama hiic gecmeyecek. oluncek.dahi.
kirmizi baslikli kiz
eskiden cok onceden ben agirdim kendime bile
bilmedigim nedenlerle lanete ugramis bu naciz ruhu
tasiyordum her yere
istanbul'un mavisi
kusluk vaktinin sessiz beyazi gibiydi hersey.
hem sessiz hem kalabalik.
kahvalti sonrasi sigaralarimdi en keyifli zaman bosluklari
mesai'den kacabildigim ogle yemekleri
acligimi bastirmaya bile yetmiyordu.
kurtlar vardi ortada
ve ben bir kuzuydum masada
bir masal dinleyecegine inanmis.
bilmedigim nedenlerle lanete ugramis bu naciz ruhu
tasiyordum her yere
istanbul'un mavisi
kusluk vaktinin sessiz beyazi gibiydi hersey.
hem sessiz hem kalabalik.
kahvalti sonrasi sigaralarimdi en keyifli zaman bosluklari
mesai'den kacabildigim ogle yemekleri
acligimi bastirmaya bile yetmiyordu.
kurtlar vardi ortada
ve ben bir kuzuydum masada
bir masal dinleyecegine inanmis.
hikaye kitabi.
durdugun yerden bakiyorsan
'duruyor' oldugunu bileceksin.
baktigin yer durmaksizin dusuncelerine
akiyorsa
anlamayi;
istemeyeceksin.
'duruyor' oldugunu bileceksin.
baktigin yer durmaksizin dusuncelerine
akiyorsa
anlamayi;
istemeyeceksin.
devam ediyor
organik urunlerin bana nanik dedigi bir dukkandan bahsediyordum en son...evet o dukkanin onunden basim dik bir sekilde geciyor ve bazen kizima organik havuctan uretilmis kek bile aliyorum.
parti guzel gecti. aslinda gercek anlamda henuz dostumuz bile olmayan bir yigin insanla eglenip gecenin sonuna dogru, bir turk klasigi oldugu uzere; halay bile cektik. bir ara, ayni topragin evlatlari olarak gobeklerimizi oraya buraya savururken, salon duvarina sira olmus mel mel bakan ingiliz erkekleri ve kadinlari da aramiza katilarak oryantalizmin sinirlarini zorladilar.
1 sise votka 1 sise beyaz 1 sise kirmizi sarap ve karisik meyve sulari ve de meyvelerle hazirladigimiz punch'i bir kova icinden kepce ile lupleyip her seferinde "aaa alkolsuz galiba bu hicbisii olmuyo!" derken; aslinda cok sey oldugunu o gun cekilen fotograflara bakip hazin bir sekilde anliyorum. memleket hasreti beni gunden gune daha arabesk yapiyor ama yine de heyhat londoner'lar! icip icip guzellesen bu milletin evladi sana eglenmek ne demekmis gostermistir umarim!
organik alkollu gunler efendim...
parti guzel gecti. aslinda gercek anlamda henuz dostumuz bile olmayan bir yigin insanla eglenip gecenin sonuna dogru, bir turk klasigi oldugu uzere; halay bile cektik. bir ara, ayni topragin evlatlari olarak gobeklerimizi oraya buraya savururken, salon duvarina sira olmus mel mel bakan ingiliz erkekleri ve kadinlari da aramiza katilarak oryantalizmin sinirlarini zorladilar.
1 sise votka 1 sise beyaz 1 sise kirmizi sarap ve karisik meyve sulari ve de meyvelerle hazirladigimiz punch'i bir kova icinden kepce ile lupleyip her seferinde "aaa alkolsuz galiba bu hicbisii olmuyo!" derken; aslinda cok sey oldugunu o gun cekilen fotograflara bakip hazin bir sekilde anliyorum. memleket hasreti beni gunden gune daha arabesk yapiyor ama yine de heyhat londoner'lar! icip icip guzellesen bu milletin evladi sana eglenmek ne demekmis gostermistir umarim!
organik alkollu gunler efendim...
do the lambrini!
ev tasidik. party time cok yakin. do the lambrini sloganli ickiyi icerek hazirlamaya basladim mamalari. cakir ve keyf kolkola. mutlu bir uyusukluk hali. icelim guzelleselim demek; demek ki bu oluyor. guzel bisey "ILIK" olmak ALIK olmak fena. cokca var bu gezegende. etrafinda donup durdugu icin midir ki adina gezegen denmesi? dun bir organic shop'a dustu yolum. suclu hissettim kendimi. do you need a bag? dedikleri zaman; yerin dibindeydim. var ulan var posete ihtiyacim. baktim ki kagit bir torba hepi topu ama niye yok ki benim recycle bir posetim. ya bu dukkan? ne isim var benim burada? hersey iki misli fiyata.
devam edecek..
devam edecek..
bir solukta yazayim dedim:
yas 30'lari gecince; arkadaslarinin bir bir eksildigi bir hayatin basrolune zorla seciyorlar seni.
tecrubeyle sabitliyorum bugunlerde. ve soruyorum kendime:
40 yasinda adamin kankisi mi olur?
olmaz elbet.
yas kemale erdikce insan sarrafi kesilen o keskin goz
kus ucurtmuyor 'iceriye'.
ici'nin derinine.
hep; kapida beklesme hali var kalabaliklarin icimdeki suretinde.
kalabaliklar ya seni icine almaya ya da sana karismaya calisiyor
ama terbiyesizce.
kelimeler uzayip, zaman yalnizlasinca;
soylemek istediklerini hep kendine saklayip susuyorsun.
oyle oluyor insan.oyle oluyor
elbet.
demir beslik
eskiden. galiba cok eskiden, ben kucucuk bir kiz cocugu iken dedem (babamin babasi olan dedem) bana her ziyaretimizde kocaman bir beslik para verirdi. para o kadar kocamandi ki avcuma sigmakta gucluk cekerdi. bu o zamanlar guzel bir paraydi. bir suru ivir zivir alabilirdin ama bunun hic bir onemi yoktu. paranin alabilecekleri degil, sadece paranin kendi cok degerliydi. onemli olan O' ydu.alir cebime sokar birkac gun harcamaz hep yoklardim cebimi yerinde mi diye.sonrasi malum; cikolata,biskuvi,meyve suyu,gazoz vesaire...hayat da aynen boyle bir sey bence. elinde tuttugun zaman degerini kavriyorsun harcadiginda; harcanmis oluyor.
hasret vatandasligi
Turkiye'de oldugum gunler sayili idi,
geldi
gecti.
donmek istiyorum diye tutturdugum vatana baktim, baktim ve
anladim ki
ne ORA'liyim artik
ne de
BURA'li.
Subscribe to:
Posts (Atom)


